Sizin Renginiz Hangisi?

Zaman zaman hangi yönümüzün kuvvetli olduğunu sorarız kendimize.

Zayıf olduğumuzu düşündüğümüzden midir nedir bilmem ama kuvvetli olmak hep çekici olmuştur.

Zayıf olmak neden bu kadar itici?

İş hayatında kuvvetli olmamız lazım deriz.

Zayıflık kaybettirir inancı çok güçlüdür içimizde.

Bir sıfır öndeyiz.

Evde güçlü bir kişilik olmamız şart.

Yoksa eşimizin elinde maskara olursun alim Allah.

Etti mi iki sıfır?

Çocuklarımıza karşı güçlü olmamız gerekmez, onlar zaten ebeveynlerini güçlü görürler.

Ohhh üç sıfır oldu…

“Arkadaşlarım çok güçlü olduğumu söylerler” dediyseniz eğer bu maç sizin lehinize sonuçlandı derim.

Peki siz kazandınız kazanmasına da ne kazandınız?

Anlatayım ne kazandığınızı.

İş yerinde sürekli güçlü kişiliği oynayarak nur topu gibi bir depresyonunuz oldu.

Evde yiğitliğe söz getirmeyerek ağladığınızda size sarılan bir eşiniz olmadı hiç. Aaaa unuttum pardon ağlamak zayıflıktı değil mi?

Çocuklara karşı güçlü olarak otoriteyi zedelemediniz ama asıl güçlünün çocuklar olduğunu unuttunuz.

Sonuca baktığımızda istediği her şeyi bize yaptıran onlar olduğuna göre aslında golü yiyen kimmiş belli değil mi?

Arkadaşlarınız size hep danıştılar, sürekli akıl verdiniz, bilir kişi oldunuz ama ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda kimse yoktu.

Sonrada dert yandınız hep neden beni dinleyen birileri yok diye. Olsun canım, siz güçlüsünüz, kendi kendinize yetersiniz.

Amanda ne güzel kazançlar bunlar, bozdurun bozdurun harcayın.

Gelelim zayıf olmanın faydalarına.

İşe ilk başladığım senelerde bir müdürümüz mobingin alasını üzerimde test ettiğinde hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum.,

Sonrasında bir de güzel fırça yemiştim neden ağlıyorum diye.

Aslında gülmek kadar doğal olan ağlamanın zayflık olduğunu söylediğinde inanamamıştım kulaklarıma.

Hala ağlarım beni üzen bir olay olduğunda.

Zayıf mıyım?

Bence ağlayalım dilediğimizce, ağlayalım hem de bağıra bağıra, sesimiz kısılana kadar.

İnanın çok iyi geliyor.

İçimizden ağlamak geldiğinde sırf güçlü gözükmek için susmak zayıflıktır aslında.

Evde eşimle diyaloglarımızda “bu konuda kendimi çok zayıf hissediyorum”  dediğimde beni (güçlü rolü oynadığımdan) çok daha iyi anlar.

Keza yapmacıklık insanın yüzünden okunur.

Zayıfsam zayıfımdır, ayıp mı, günah mı?

Kızımla iletişimimizde güçlünün ben olduğumu hissettirdiği anda, onunda aslında en az benim kadar güçlü ve zayıf yönleri olduğunu anlatmaya çalışırım.

Çok da faydasını gördüm.

Seksek oynarken benden daha güçlü mesela, yada bilgisayar oyunlarında. Bunu bilmesinde de hiçbir sakınca görmüyorum.

Arkadaşlarım zayıf yönlerimi bilirler. Saklamadım hiç. Saklasak ne mi olur?

Gün gelir su yüzüne çıkar inanın.

Zayıflıklarım bana ne mi kazandırdı?

Harika dostluklarım oldu. Beni yanlışlarımla, hatalarımla, saçmalıklarımla, her yönümle kabullenen ve seven bir çok arkadaşım var.

İletişim kurmakta güçlük çekmedim, tüm açıklığımla ortalıkta olmak bana güç verdi.

Gerçek gücümü, güçsüzlüklerimin farkına vararak elde ettim.

Hayatta bundan daha büyük bir zenginlik bilmiyorum.

O zaman nedendir direnmemiz?

Nedendir sürekli güçlü olmaya çalışmamız.

Kimimiz akademik kariyerinde güçlü, kimimiz insan ilişkilerinde.

Kimimizin ailevi bağları güçlü, kimimiz iş hayatında parladı gitti.

Herkesin hem güçlü, hem zayıf yönleri yok mu?

Neden dört dörtlük olmaya çabalamamız?
Ben olduğum gibi mükemmelim diyebiliyor muyuz?

Hiç değişmeye çalışmadan, her durumda, her şekilde….

İyi ki de böyleyim diyebiliyor muyuz? Hatta bunun için şükredebiliyor muyuz?

İşte benim barındırdığım renkler diyebilmenin hazzını yaşayanlardanım.

Siyahımda var, beyazımda, sarımda, yeşilimde.

Rengarenk olmak….

En büyük özgürlük.

Ya siz…

Sizin renginiz hangisi?

Özlem ÇINGIR GÜRDAL

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*