Hazırcevaplık

Kaçımız bir toplantı, görüşme sonrasında “Bak bunu söyleseydim, her şey farklı olurdu.” demiştir. Bir saat, bir gün ve belki bir hafta sonra aklımıza gelir fakat artık çok geçtir. Hazırcevaplık herkesin öğrenmeyi gereken bir beceridir aslında. 

Hepimiz dilde daha zeki olabilir ve hızlı, aynı zamanda esprili yanıtlarla ortamı, konuşmayı değiştirebiliriz. Sözcükleri ve cümleleri akılda çevirmeyi öğrenerek ve pratik yaparak öncelikle hem kendi bakış açımızı değiştirebiliriz hem de başkalarının. Hazırcevaplık uzak ve alakasız kavramları birbirine bağlamak, benzetmeler kullanmak, zihni bir yerden başka bir yere taşımaktır aslında. 

Hazırcevaplık genel olarak içerisinde ne barındırır diye bakacak olursak:

  • Espri
  • Sürpriz
  • Doğru zamanlama
  • Akış 
  • Kelime zenginliği
  • Her konudan konuşabilme becerisi

Nasıl geliştirebiliriz?

  • Bize sorulan kolay sorulara bile esprili yanıtlar düşünmek

Nasılsın sorusunun yanıtıyla bu işe başlayabiliriz…

  • Kutunun dışında düşünmek

Farklı benzetmelere gidebiliriz…

  • Kelime ve metafor zengini olmak

Neyi neye benzetebileceğimizi çalışabiliriz…

  • AGM ve DGM’yi aklımızda tutmak

Algıya, kültüre, yaşa göre esprileri düzenlemeliyiz…

  • Hazırcevabımıza ses tonu ve beden dilimizle de eşlik etmek
  • Popüler kültürü sevmesek de farkında olmak
  • Hazırcevap kişilerin konuşmalarını okumak
  • Fıkra anlatımını geliştirmek

En az 5 farklı ortama uygun fıkrayı içselleştirip anlatabilir hale gelmeliyiz…

  • Kendine karşı hazır cevap olmak

Kendimizle dalga geçebileceğimiz fırsatları değerlendirmeliyiz…

  • Eleştiriden ve iğnelemeden sakınmak

Sizin için derlediğimiz Hazırcevaplık örnekleri😊

Tanıdıklarından biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’ e göstererek fikrini sorar. Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:

“İyi ama siz hiç roman yazmadınız ki!” der.

Neyzen Tevfik şu cevabı verir:

“Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım; ama bugüne kadar hiç yumurtlamadım.”

Amerikalı iş adamı, bir Çinliye alay ederek sormuş:

– Ölüleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ne zaman yiyecek?

Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş:

– Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman.

İngiltere Kralı Edward da özel yatıyla İstanbul’a gelmişti. Atatürk, konuğunu Dolmabahçe Sarayı’nın rıhtımında karşıladı. Kral onuruna, akşam büyük bir yemek veriliyordu.

Ziyafet sofrasına hizmet eden garsonlardan biri, elinde getirdiği tepsiyle, ayağı halıya takılarak yere yuvarlandı. 

Atatürk, Krala eğilerek şöyle dedi: “Majeste, Türk ulusuna her şeyi öğrettim, yalnız uşaklığı öğretemedim.”

Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı Padişahı gibi devletin selameti için sefer hazırlıklarını gizli tutarmış. Bir keresinde vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:

– Sen sır saklamasını bilir misin? diye sormuş.

Vezir, Yavuzdan cevap alacağı ümidiyle:

– Evet hünkârım, bilirim dediğinde, Sultan Yavuz cevabı yapıştırmış:

– Ben de bilirim.

Filozof Sokrates ve eşi, bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates’e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiçbir tepki göstermiyor, bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.

Sokrates: “Bu kadar gök gürültüsünden sonra, bir zaten sağanak bekliyordum” demiş.

Sokrat ölüme mahkûm edildiğinde, eşi:

– Haksız yere öldürüyorsunuz, diye ağlamaya başlayınca,

Sokrat:

– Ne yani, demiş. Bir de haklı yere mi öldürseydim?

Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi:

“İyi ama ben çok az bir parasına oynuyordum.” diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş:

“Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin Zaman için azarlıyorum.

Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, oyununun ilk akşamında, oyuna Churchill’i davet etmiş ve iki davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:

“Size iki davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz.

Tabii dostunuz varsa.”

Churchill lâfın altında kalır mı, hemen cevap göndermiş:

“Maalesef o akşam başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci akşam gelebilirim, tabii oyununuz ikinci akşam oynarsa.”

Bir sergi sırasında Alman bir General Picasso’ya, Guernica resmini göstererek “Bu resim sizin eseriniz mi?” der. Picasso Alman generale şu yanıtı verir: “Hayır sizin eseriniz.”

Padişah 4. Mehmet, içki yasağının iyi uygulanıp uygulanmadığını gözüyle görmek için şehri teftişe çıkar ve Bekri Mustafa’nın aralarında bulunduğu bir grup sarhoşu görür ve onlara hiddetle bağırır:

– “İçkinin yasak olduğunu bilmiyor musunuz?” 

Bekri Mustafa, bir kadeh daha yuvarlayıp cevap verir: “Biz yasağı biliyor, bu şekilde şarabı imha ediyoruz.”

Yahya Kemal’e “Ankara’nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz” diye sorduklarında şu cevabı vermiş:

– İstanbul’a dönüşünü…

M. Efsun Yüksel Tunç

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*